Manisa Tarihi

Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık on dördüncü şehri. 2015 TÜİK verilerine göre 1.380.366 kişi Manisa’da yaşamaktadır. Anadolu Yarımadası’nın batısında, Ege Bölgesi’nin ortasında yer alır. Doğudan Uşak ve Kütahya, Güneyden Aydın ve Denizli, Kuzeyden Balıkesir ve Batıdan İzmir ile komşudur. 27°08’ ve 29°05’ doğu boylamları ile 38°04’ ve 39°58’ kuzey enlemleri arasında yer alır. 17 ilçesi bulunur. Toplam nüfus bakımından İzmir’den sonra Ege Bölgesinin 2. büyük ilidir. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile büyükşehir olmuştur. “Şehzadeler Şehri” olarak da adlandırılan yerleşim, mesir macunu, sultaniye üzümü ve Manisa Tarzanı ile tanınır. Antik çağda “Magnesia”, Roma İmparatorluğu döneminde tam ismiyle “Magnesia ad Sipylum” olarak anılmıştır. Şehir, Spil Dağının eteklerinde kurulmuştur. Gediz Nehrinin büyük bir bölümü il sınırları içerisinden geçmektedir.

Prehistorik Dönem

Manisa’nın tarihi Yontma Taş Devri’ne kadar uzanır. Antik kaynaklar şehrin kurucuları olarak, bugünkü Yunanistan’ın Tesalya Bölgesi’ndeki Pelion Dağı civarında yaşayan Magnetleri işaret etmektedir. Magnetler, Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden bir kolu da Sipylos Dağı eteğindeki Magnesia’yı kurmuşlardır. Magnesia şehrini Menderes Magnesia’sından ayırt etmek için Magnesia ad Sipylum adını kullanmışlardır.

Katakekaumene

Strabon tarafından Katakekaumene (Yanık Ülke), olarak anılan Kula yakınlarında 1,1 milyon yıl ile 12 bin yıl arası süreçte gerçekleşen volkanik patlamalar nedeniyle oluşmuş geniş bir arazi vardır. Yapılan araştırmalar bölgede Yontma Taş Devri’nden kalma 15 bin ile 25 bin yıl öncesine ait ayak izleri bulunmuştur.

Manisa sırasıyla Hititler, Frigler, İyonyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Saruhanoğulları ve Osmanlıların hâkimiyetinde kalmıştır.

Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Persler

Hitit döneminde bölgenin Arzava adıyla anıldığı düşünülmektedir. Dönemin en önemli eseri Kybele Kaya Anıtıdır. MÖ 13. yüzyıla ait eser, bölgeye yapılan bir Hitit seferi sırasında yapılmıştır.

MÖ 1200’lerde Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu’ya gelen Frigler, MÖ 8. yüzyıl ortalarından itibaren günümüz Manisa topraklarının büyük bölümünde kısa süreli bir hakimiyet kurdu.

Tunç Çağı’nın sonlarından başlayarak MÖ 6. yüzyıla kadar Manisa ve Aydın çevresinde hüküm süren Lidya Krallığı’nın başkenti, bugün Salihli ilçesi sınırlarında yer alan Sardes kentidir. Tarihteki, ilk parayı basan ve kullanan Lidya Krallığıdır. Altın-gümüş karışımı “elektrum” madeninden basılan bu ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması olan aslan başı bulunuyordu. Günümüzde Salihli ve Akhisar ilçeleri arasında kalan Bintepeler bölgesinde Lidyalılar’a ait tümülüsler ve kral mezarları bulunmuştur. Antik ticaret yolu olan Kral Yolu da İran ve Mezopotamya’dan başlayarak il sınırları girer ve Lidya Krallığı’nın merkezi Sardes şehrinden geçerdi. Lidya Krallığı MÖ 546 yılında Ahameniş İmparatorluğu ile yapılan savaşta yenilerek, Krallığının başkenti Sardes ele geçirilmiş ve bu yenilgi sonrası Lidya Krallığı dönemi sona ermiştir.

Helenistik, Roma ve Bizans dönemi

Büyük İskender’in Asya seferi sırasında, MÖ 334-333 yıllarında Manisa’nın da içinde olduğu Batı Anadolu bölgesi Makedon Krallığı topraklarına katıldı. İskender’in MÖ 323 yılında ölümünden sonra Manisa, generalleri tarafından idare edilmiş ve MÖ 301 yılından gerçekleşen İpsos Savaşı sonrasında da Lysimakhos’un hakimiyetine geçmiştir. MÖ 281 yılından gerçekleşen Korupedyon Muharebesi sırasında Lysimakhos’un ölmesi üzerine Manisa’nın içinde olduğu tüm bölge Seleukos İmparatorluğu topraklarına katıldı.

MÖ 190 Magnesia Savaşı sonrasında Roma topraklarına katılan Manisa, Romalılar tarafından müttefikleri olan Pergamon Krallığı’na bırakıldı. Bu dönemde II. Attalos tarafından Philadelphia kuruldu. MÖ 133 yılında varisi olmayan III. Attalos’un vasiyeti üzerine Pergamon Krallığı ile birlikte Manisa’da Roma hakimiyetine geçti. MS 395’te Roma’nın ikiye bölünmesiyle Manisa ve civarı Bizans topraklarında kaldı. Bu döneminde Manisa piskoposluk merkezi olmuş ve Sardes, Philadelphia, Thyateira yerleşimleri önemli bir konumda bulunmuştur. Bizans hakimiyetinde ilin büyük bölümü ve merkezi Thrakesion theması içerisinde yer almıştır. Latinler’in Konstantinopolis’u işgali sırasında İznik İmparatoru III. İoannis Vatacis hükümdarlığının büyük bölümünde Manisa’da yaşadı. Bu dönemde Manisa merkez ve çevresi büyük ölçüde gelişme gösterdi.

Beylikler ve Osmanlı dönemi
1071 yılında meydana gelen Malazgirt Meydan Muharebesi sonrasında Türk akınları Manisa yakınlarına kadar uzanmıştır. Selçuklu komutanı Çaka Bey tarafından Manisa ve çevresi denetim altına alınmış ancak Dorileon Muharebesi (1097) sonrasında yeniden Bizans egemenliğine geçmiştir.

Saruhanoğulları Beyliği dönemi

Anadolu Selçuklu Devleti dağılmasıyla başlayan Anadolu Beylikleri döneminde, 14. yüzyıl başlarında Manisa çevresinde Saruhan Bey tarafından kurulan bir beyliktir. Saruhanoğulları Beyliği, Afşar boyunun Saruhanlı kolundandır. Bazı kaynaklar Er Saru veya Saruhan adlı bir Harezm emirin Selçuklu Devleti’nde görev yaptığını iddia ederler. Bu şahsın oğlunun adının Alpağı olduğu ve Saruhan Bey’in de Alpağı’nın oğlu olduğu söylenmektedir.

Saruhan Bey, beyliğini kurduktan sonra 1313 yılında ele geçirdiği Manisa’yı başkent yaparak topraklarını genişletmiş, donanma kurarak Yunanistan sahilleri ve Trakya kesimine seferler yapmış, çevresindeki beylik ve devletlerle ittifaklar kurmuş, donanma sayesinde elde ettiği ganimetlerle ekonomik durumu düzeltip cami, medrese ve kütüphaneler yaptırmıştır. 1366/67 yılında yapılan “Manisa Ulu Cami” Saruhanlılar döneminden günümüze kadar ulaşabilen en önemli eserdir.

Yıldırım Beyazıt’ın Anadolu birliğini sağlamak amacıyla 1390 yılında giriştiği Batı Anadolu harekatı esnasında Saruhan Beyliği’nin başında bulunan Hızırşah, Yıldırım’ı karşılayarak barış yoluyla Manisa’yı Osmanlılara teslim etmiş; şehre hâkim olan Yıldırım Bayezit ise şehrin doğu kesimlerinin yönetimini Hızırşah’a bırakıp Manisa’yı da Karesi Beyliği ile birleştirerek oğlu Ertuğrul’un idaresine vermiştir.

Timur’un Anadolu’ya girip Yıldırım Bayezit’i Ankara Savaşı’nda mağlup etmesi üzerine, daha önce Timur’a sığınan Hızırşah’ın kardeşi Orhan Bey, Manisa’ya gelip bağımsızlık simgesi olarak 1403 yılında adına para bastırmıştır. Ancak Timur güçlerinin ayrılması üzerine tekrar Hızırşah’ın yönetimi ele geçirdiği, Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olarak kabul edilen I. Mehmed’in Anadolu birliğini sağlamak gayesiyle 1405-1406 yıllarında giriştiği Batı harekatı sırasında Hızırşah, I. Mehmed tarafından yakalanarak öldürülmüş, kardeşi Orhan Bey’in de 1412 yılında ölümünden sonra Saruhan Beyliği kesin olarak Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.

Osmanlı dönemi

Manisa, 1412 yılında Osmanlı egemenliğine girdikten sonra, Saruhan Sancağı adıyla anılarak, idari bir birim haline getirilmiştir. Şehir, özellikle 1437-1595 yılları arasında Osmanlı şehzadelerinin saltanat tecrübesini kazandıkları önemli siyasi eğitim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Manisa’da II. Murad, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murad, III. Mehmet ve I. Mustafa gibi sonraları tahta da oturan Osmanlı padişahlarının da içerisinde olduğu 16 şehzade bu dönemlerde sancak beyliği yapmışlardır. Manisa ve çevresinde Osmanlı idaresi altında nispeten sakin bir dönem geçmekle birlikte 17. yüzyılda Kalenderoğlu, Birgili Cennetoğlu gibi isyancılar ile Yusuf Paşa ve İlyas Paşa gibi devlet görevlilerinin saldırı ve yağma hareketlerine maruz kaldı. 1833 yılında kısa süreli Kavalalı İbrahim Paşa komutasındaki Mısır egemenliği görüldü.

Kurtuluş Savaşı dönemi

Manisa şehri Yunan ordusu tarafından 26 Mayıs 1919’da işgal edildi ve 8 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusu tarafından geri alındı. Yunan ordusu Batı Anadolu’dan geri çekilirken yakıp yıkma taktiği uyguladı.[3] Orta Doğu tarihçisi Nettleton Fisher konu hakkında, “Geri çekilen Yunan ordusu bir yakıp yıkma politikası benimsedi ve önüne gelen bütün savunmasız Türklere karşı vahşilikler uyguladı.” yazdı.[4] İskoçyalı tarihçi Kinross Yunan geri çekilişini, ” Zaten onun (Yunan ordusu) önünde bulunan çoğu mahalle harap içindeydi. Tarihi kutsal şehir Manisa’da 18 bin binadan sadece 500’ü ayakta kalabilmişti.” sözleriyle tasvir etmiştir.

Cumhuriyet dönemi

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Manisa’da sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı.

Top